ULAŞILAMAYAN EDEBİ DÖNEMİMİZ

ULAŞILAMAYAN EDEBİ DÖNEMİMİZ

 

muhteşem bir dönem

muhteşem bir dönem

Divan Edebiyatı denilen ve aslında Klasik Türk Edebiyatı denilmesi lazım olan edebi dönemimiz, edebiyat açısından en muhteşem dönemimizdir şüphesiz.

Hoca Dehhani ile başlayan ve son büyük temsilcisi Şeyh Galip olan Klasik Türk Edebiyatımızın ulaştığı üslup ve içeriği sonraki dönemlerde göremiyoruz. Daha adını bile tam bilmediğimiz Divan edebiyatı diyerek diğer edebi türlerine haksızlık yaptığımız edebiyatımızı tam bilmiyor olmamız şaşılacak bir durum değildir aslında…

İlk dönemiyle beraber muhteşem söyleyişlere ulaşan Klasik Türk Edebiyatımızı bilmiyor olmamız kötü bir durumken daha da kötü olan o dönemde verilen eserlerin günümüzde verilemiyor olmasıdır.

13.yüzyılda yaşamış olan Hoca Dehhani’nin yazdığı beyitlerden birkaç tanesine bakmak bile daha çocukluk döneminde olan Klasik Türk Edebiyatımızın muhteşemliğini göstermeye yetiyor:

 

Günyüzünde hat belirse gözlerim giryân olur

Hâle görünce kenâr-ı mâhda bârân olur

 

La’lün için gözlerin birbirine hançer çeker

Ol iki mest arasında korkarım kim kân olur

 

Birinci beyit; güneşe benzeyen yüzünde ayva tüyü görünce benim gözlerim ağlamaklı olur; ayın etrafında bulut görününce yağmur olur derken ikinci beyitte ise;senin dudakların için gözlerin birbirine hançe çeker, korkarım ki o iki sarhoş arasında kan çıkacak… diyor ve bu ifadeleri çok güzel bir şekilde açıklıyor, daha ilk dönemde söyleniş zenginliği ortada… Bu muhteşem ifadeler daha da muhteşemleşerek devam ediyor…

Yapılan dil devrimleriyle, uyduruk kelimelerin türetilmesiyle, kısacası dilimizin katledilmesiyle, dilimizle beraber edebiyatımız, şiirimiz de güdükleşti. Dünyanın en muhteşem edebiyatı olan Klasik Türk Edebiyatı tarihin karanlıklarında kaldı, o muhteşemliklere kavuşabiliriz belki ama günümüz insanı kendi dilini konuşmaktan acizken yeniden bir klasik edebiyat oluşturmak ümit dünyamızın ulaşılması imkansıza yakın bir noktasında sönük ışığıyla kalacaktır. Klasik Türk Edebiyatından örnekleri okurken, o güzel eserlerin yeniden verilebilmesi dileğiyle….

Fuzuli

Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn

Derd çoh hem-derd yoh düşmen kavî tâli’ zebûn

 

Baki

Meddâh olalı çeşm-i gazâlânına Bâki

Öğrendi gazel tarzını Rûm’un şuarâsı

 

Nedim

Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm

Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana

 

Şeyp Galip

Merdanelik asaleti meydanda bellidir

Hayber günü babasını kim sordu Düldül’ün

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)